12 Mart 2018 Pazartesi

İTTİFAK ve SEÇİM SANDIĞI; Abdullah Çağrı ELGÜN

İTTİFAK ve SEÇİM SANDIĞI
Abdullah Çağrı ELGÜN
Erken seçim davulları gümbür gümbür çalarken, ittifaklar ve ittifak arayışları da son hızla ilerlerliyor. Gündemde yine erken seçim var!..  Ha söylendi ha söylenecek!
Ankara kaynayan kazan gibi buharları çıkarken kimin eli kimin cebinde belli değil; ancak şu var ki mühürsüz oylar ve bir birini tanımayan seçmenlerle seçimi kazanma(oy çalma) taktiği, tilki kurnazlığını AKP, yine milletin önüne koyuyor.
Erdoğan ne olursa olsun; ve neye mal olursa olsun, bu seçimi hiç kimseye kaptırmamakta kararlı. İktidara göre bu seçim, Cumhuriyeti kuranlarla, Hilâfet taraftarlarının, geçmişten bugüne,  bir hesaplaşması olarak duruyor. AKP, 18. yılında ilk defa tek başına seçime girmekten korkuyor. Üstelik MHP'nin bunca zaman iktidara her zor zamanlardaki, kayıtsız şartsız desteğine ve bugün Başkanlık Sistemine açıktan omuz vermesine ve AKP-MHP ittifakı ile MHP'nin kendini böldürme, kurban edilmesine rağmen, AKP, bu seçimden korkuyor.
MHP'nin bu fedakârlığı, kendi kendini yok etme intiharı AKP’ye yetmiyor...  AKP, yanına BBP alıyor; fakat yine bir içten içe korku onu öylesine tereddütte, endişeye sevk ediyor ki Saadet Partisi lideri Temel KARAMOLLAOĞLU da çağırıyor. Ondan yardım talep ediyor. Buna yirmi(20) Millet Vekili ile üç(3) bakanlık vermekten çekinmiyor...
Yarın BTP(Haydar BAŞ) ve BDP(Emine AYNA, Kamuren YÜKSEL'e de baş vurursa şaşırmamak gerekir... AKP, sonun yaklaştığını, iktidarı kimlere bırakması gerektiğinin hesaplarını da yapmış gözüküyor.
AKP: "Biz geçmiş ile bugünü hesaplaştırdık, yüzleştirdik. Türkiye Cumhuriyetini Atatürk'e İngilizler kurdurdu!.. Atatürk İngiliz ajanıydı!.. Atatürk Türk bile değildi!" diyebilecek kadar vefasız; imam olmayan, imam kılıklı akıldan yoksunlar; "Ah, keşke bu ülkeyi kurtarmasalardı da bunların yerine, Yunanlılar alsaydı!.." sözlerini adeta kusan, tarih bilincinden yoksun sarıklı Mısırlılar... Büyük Türk Milletinin aslî değerlerini, aslî cevherlerini değersizleştirme, yarışında hiç bir dönemde, bu kanı bozuklara, bu iktidarın gösterdiği zaaf kadar zaaf gösterilmemiş ve bunlara bu iktidar kadar sahiplenme, koruma, destek ve sevgi göstermemiştir.
Koca AKP, işte bu değer yoksunlarını ziyaret edip, Türk Milletinin aslî unsurlarını sıfırlamak istediği için, meydan savaşı yapmış Mareşal unvanlı millî kahramanlarını hiç etmek isteyenlere bal kaymak sunup, takdir ettiği, ekmeklerine yağ sürdüğü, Habur'da Devlet Töreni, Kandil'de Pazarlık, Saray'da mutabakat yaparak...vb. bu cüceleri hastanelerde ziyaret ettiği içindir ki tek başına seçime gidemiyor?..
Halka güven veremiyor ve halk AKP’ye karşı güveni fanatik taraftarlar hariç, yitmiş durumda. Yapılan anketler gösteriyor ki Kahraman Türk Ordusunun başarılı Afrin Savaşı bile, bu hükümetin oyunu, istenilen sayıya erdirememiştir... Koca AKP şimdi ne oldu da tek başına seçime gidemiyor?..
Devlet BAHÇELİ, hatta BBP bile onu kurtaramıyor?.. Bu ittifakla bile seçilememe riskine karşı, "Barış Süreci ve Açılım" sunduğu HDP'nin oylarına sarılacak ve HDP'nin çatı içine doğrudan doğruya, resmî olarak olmasa bile gizlice, (millete çaktırmadan) nasıl bir anlaşma yapılacağı, kaç millet vekili ile Kürt oylarının AKP'ye getirileceği hesapları ile uğraşmaya başlamıştır...
Geçmişte kimin(HDP'de) millet vekili olup olmayacağına dahi karar veren; şu olmasın, bunu çıkarın, şu olsun diye işaret ederek, HDP vekillerini dahi AKP'nin belirlediği gibi bugün de kendi belirleyeceği adaylar ile bir uzlaşı sağlanacaktır...  Böylece bu seçim asla ve asla  RİSK ETMEMEK kaydı ve amacı ile  AKP-MHP, BBP ve gizli ortak BDP ile  seçime gidilecek ve kazanılmak istenecektir... O zaman, bu ittifakın adı ne olacaktır?..
Diğer taraftan CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi(Saadet KARAMOLLAOĞLU) ve hatta, BTP(Haydar BAŞ) ile ittifaka gidilecektir. Böylece bugüne kadar iktidar yüzü görmemiş irili ufaklı, bütün partiler de mecliste olacaklardır.
Mecliste ise durum tamamen değişecek. Bundan sonraki dönemde AKP içindeki bütün ülkücüler de dahil olmak üzere, MHP, İYİ Parti ve BBP tek partiye dönüşecek; ve ne ERDOĞAN ne Bahçeli ne de KILIÇLAROĞLU  gelecekte olmayacaklardır.

7 Şubat 2018 Çarşamba

AFRİN ( HATAY, ZEYTİN DALI HAREKATI) Abdullah Çağrı ELGÜN

AFRİN
( HATAY, ZEYTİN DALI HAREKATI)
Abdullah Çağrı ELGÜN

Demokratik Suriye Güçleri içindeki büyük gruplardan biri olan Ceyş’ül Suvar, Twitter ve Telegram Hesaplarından taraf değiştirerek Türkiye destekli güçlere dahil olduğunu duyurdu…
YPG’den konuyla ilgili bir açıklama gelmezken Ceyş’ül Suvar, Afrin’de DSG’ye bağlı en büyük  Arap grubu olduğu söyleniyor.
Bölgeden elde edilen bilgilere göre: “ Harekatın başlangıcından bugüne kadar geçen sürede (0n dokuz gün) 1256, PKK, KCK, PYD, YPG ve DEAŞ terör örgütü mensuplarının etkisiz hale getirildiği tespit edilmiştir…” denildi. 
Hatay Zeytin Dalı Harekatı, Erdoğan’ın söylediğine göre: “Bu ABD’nin Menbiç’te ya da Suriye’nin başka noktalarında İŞİD ile mücadele ediyor diyerek, destek verdiği terör örgütlerine karşı yapılan bir operasyondur..”
ABD’nin Dış İşleri Bakanı Rex Tillersen’in ifadesi ile ise: “İran’ı zayıflatma, Esed’siz bir Suriye, Göçmenlerin yurtlarına dönüşü, kitle imha silahlarının imhası” olarak belirtilmektedir.
Bütün bu operasyonlar sonrasında: Sakarya Dağı, Dikmen Köyü, Surkan ve Kırmızı Köy, Ssurki Köyü, Huzur Dağı, Hac Bilâl Köyü olmak üzere bir çok bölgenin teröristlerden temizlendiği belirtildi…
Öldürülen terörist sayısı: 999, çökertilen hedef: 553 olduğu gelen haberler arasında. Bu gidişle daha da fazla hedefin vurulacağı anlaşılmaktadır.
Bütün dünyanın gözleri Türkiye’ye çevrilirken: İngiltere başta olmak üzere ABD, Rusya, Almanya, Fransa ve Israil dahil Türkiye’nin savaş gücünü burada test etmektedirler. Pusuya yatmış ve sonucu beklemektedirler…
Türkiye ve Türk Milleti olarak, hiçbir büyük gücün Türkiye ve komşuları ile olan münasebetlerinde kendi menfaatlerini korumak ve kollamak adına akıl almak, ve onların yönlendirdiği ve direktiflendirdiği doğrultularda hareket etmek mecburiyetinde değiliz..
Bugüne kadarki zaman dilimi içerisinde, bizim lehimize hareket ediyor gibi görünüp, Suriye’de bu kadar insanın denizde, savaştan kaçarken ölmesi, karada sınır kapılarına yetişmek için kaçarken telef olması ve bir o kadarının da çoğunluğu Türkiye’de olmak üzere Avrupa sınırlarında mülteci ve göçmen durumuna düşmesine, BİRLEŞMİŞ MİLLETLER, NATO, VARŞOVA PAKTI ve BÜTÜN DÜNYACA, seyirci kalınması ve ailelerin dağıtılmasına, maddî ve manevî değerlerinin talan edilmesi ve yağmalanmasına, tarî eserlerinin, milî varlık ve hazinelerininyurt dışına kaçırılmasına, teröristlerin beslenip semizlenmesine, insanın, insanlığın yok edilmesine, yardımda bulunanlara, dünya olarak, insan olarak: “Aferin iyi yaptınız!” diyebilecek miyiz? Vicdanımızı rahatlayabilecek miyiz?..
Suriye talan edilip insanları göçe zorlanırken sesini çıkarmayan Dünyanın, bugün kalkmış Türkiye’ye akıl vermesi, akla ve mantığa sığacak bir şey midir?.. Buna kim inanır?..
İnsanî yardım daha önce de yapılabilirdi. Türkiye Afrin’e girince mi bu dünyanın efendiliğine soyunmuşlar bu yardımı hatırlanıyorlar?.. Çok istiyorlarsa buyursunlar Dünyanın en aç ve fakir ülkeleri Kara Kıta Afrika’da: Cibuti, Laos, Sao, Tome, Pirincipe; Pakistan, Yemen, Hindistan, … ve benzerleri ile Sudan, Filistin’e, Aragan’a, bu yardımı yapsınlar.
Bugün burada: “İnsanlar katlediliyor, insanî yardıma ihtiyaçları var!..” gibi boş sözler bölge halkını ve Türkiye’nin kararlılığını gördükleri içindir. Terörü besleyenler terör içinde boğulurlar … Nato üyelerinin Fransa, Almanya, Avrupa Birliği’nin endişesi yersizdir. Sivil halkın askerî durumdan etkilenmemesini merak edenlerin, Türkiye’nin yanında yer almaları ve Türkiye’nin aklı doğrultusunda Türkiye’ye yardımda bulunmaları gerekli ve çok çok elzemdir…
 Afrin bundan sonra, Süriye devletine veya başka devlete bırakılamayacak kadar önemlidir.Stratejik bir bölgedir. Türkiye Ortadoğu’nun yeni sınırlarını kendi aklı, mantığı ve gelecek hedefleri doğrultusunda çizmelidir, çizecektir.
20 Ocakta 2018’de başlayan  “Hatay, Afrin Zeytin Dalı” harekatta başarılı olacaktır. Olmalıdır da!.. Hiçbir şekilde durdurulması ve yarıda bırakılması söz konusu olmamalıdır. Azez, Buseyra, Hamman ,Raco, Ömer Uşağı, …vb. yerlerde başarılı operasyonlar yaptığını gelen haberlerden öğreniyoruz.
ABD Dış İşleri Yetkilileri: “Ruslar’dan gelen açıklamaların iki ülke arasını düzeltmek şöyle dursun,  NATO ülkesi Türkiye ve ABD’nin arasını açmaya yönelik propaganda olduğunu söylüyor.”
Hollanda: “PYD, YPG masum değil, bunları hiçbir şekilde desteklemedik.  Üstelik bunların PKK ile araların güçlü bağlantılar var. Bunlar Avrupa’ya göre bir terör örgütüdür. Türkiye’nin hareketini yargılamamız doğru olmaz.” demiştir.
NATO: “Türkiye destek isterse gerekli anlaşma yapılır yardım sağlanabilir.” gibi sözler etmiştir.
İngiltere, ABD, Almanya ve Israil, Türkiye’ye karşı hareket etmektedirler. Türkiye ise Rusya-İran stratejik görüntünün bozulması bir çok açıkgöz aktörün işine gelecektir. İran şimdiden endişelerini belirtmeye başlamıştır..

SONUÇ OLARAK:
Türkiye iyi yoldadır!... Hatta bu hareketi yapmakta çok çok geç kalmış hata yapmıştır. Bu hatanın telafisi şuan yakalanmış büyük bir FIRSATTIR… Yola devam edilmeli sonuna kadar gidilmeli Eset’e yol verilecek ise verilmeli. Yoksa desteklenmeli; fakat dün boşaltılmış yerler dahil sınır boyları 300-350 km, hatta daha fazlasıyla  içerilere kadar girilerek PKK, KCK; PYD,YPG ve DEAŞ terör örgütü mensuplarının teröristlerden temizlenmelidir.. Suriyeliler ve Türkmenler bu bölgelere yerleştirilmeli ve Türkiye orada hiç çıkmayacak şekilde büyük üstler oluşturmalıdır. Buraların Tapuları Türk’ündür.. Türk’ün kalmalıdır.

KAYNAKLAR:
1) https://www.stratejikortak.com/2018/02/zeytin-dali-harekati-harita.html
2)https://www.google.com.tr/search?safe=off&dcr=0&source=hp&ei=d816Wu_cB5DekgXovYa4Bw&q=Zeytin+Dal%C4%B1+Harekat%C4%B1+ile+al%C4%B1nan+yer+adlar%C4%B1+&oq=Zeytin+Dal%C4%B1+Harekat%C4%B1+ile+al%C4%B1nan+yer+adlar%C4%B1+&gs_l=psy-ab.3...3438.29461.0.30155.51.46.3.1.1.0.977.9149.0j18j13j4j0j1j1.37.0....0...1c.1.64.psyab..10.17.5028.0..0j35i39k1j0i131k1j0i3k1j0i10k1j0i22i30k1j0i22i10i30k1j0i8i7i30k1j0i13k1.0.Yzu61vMKEVM
3)      https://www.stratejikortak.com/2018/02/zeytin-dali-harekati-harita.html
4)      https://www.stratejikortak.com/
5)      http://cumhuriyettarihimiz.blogspot.com.tr/2015/07/buyuk-ortadogu-projesi.html

14 Ocak 2018 Pazar

DEĞİŞEN ERDOĞAN ve YANILAN BAHÇELİ!.. Abdullah Çağrı ELGÜN

DEĞİŞEN ERDOĞAN ve YANILAN BAHÇELİ!..
Abdullah Çağrı ELGÜN
İngiltere, Amerika, İsrail ve bunların kandırılmış uşakları (Barzani, PKK, PYD, DAEŞ) Ortadoğu’nun en güçlü devleti Türkiye’yi, içeriden ve dışarıdan kuşatma ve boğazını sıkarak teslim alma planını gerçekleştirmek istemektedirler. Suriye ve Irak’ın kuzeyinden Türkiye’yi kuşatma, çemberi daraltılarak devam ediyor.
Ortadoğu’nun eş başkanlığını üstlenen Erdoğan’a göre: “Diyarbakır bir üst olacak,  doğunun yıldızı parlayacak, Ortadoğu’da, geçmişte Osmanlının sahip olduğu topraklar, bu sayede Türkiye’ye dahil olacak (Yeni Türkiye) olacaktı.” Bu eş başkanlık  pohpohlanarak muhterem, ülke ülke gezdiriliyor, fondan kendisine aktarılan sekiz yüz milyar dolar(800.000.000$) para ile oto yolar, köprüler, tüneller yaptırılıyor, yandaş iş adamları ve mütaitlerin cepleri dolarlarla dolduruluyordu...
Eş Başkanlık ile donatılarak, ağzına bir parmak bal sürülen Cumhurbaşkanı GÜL, başbakan ERDOĞAN, mevcut kadroları lağvedip ve de boşaltarak, FETO elemanlarını devletin en kritik ve en üst makamlarına yüksek maaşlarla getirip değerlendiriyorlardı… Bu ikili ve ekibi, doğudaki Kürtler için de: “ Açılım ”, “ Çözüm Süreci ” üretiyor, “Kandil”, “Helsinki”, “Dolmabahçe Sarayı”, “İmralı” gibi yerlerde de teröristlerin önde gelen ele başları ve siyasî temsilcileri ile “Mütabakatlar” yapıyorlardı.
Bu çerçevede otuz dört(34) PKK’lı terörist, TCK’nunun 221.Maddesi ile düzenlenen “Etkin Pişmanlık” hükümlerinden yararlanmak için, DTP'nin kadın milletvekilleri: Sabahat TUNCEL, Pervin BULDAN, Gültan KIŞANAK, Fatma KURTULAN, Sevahir BAYINDIR, ile Bağımsız Milletvekili Ufus URAS, sanatçı eşi Zeynep TANBAY ve Barış Meclisi üyeleri ile 45 Avukatın da katıldığı, kalabalık bir grup, devletin özel güçlerinin korumasında, Habur Sınır Kapısında bayraklar, filamalar ve kortej eşliğinde muhteşem bir karşılama ile sınırdan içeri giriyorlardı…
Yıllar öncesinde Türkiye’yi görmeyi hayal bile edemeyen teröristler için on sekiz yıl önceki “ Dokunulamaz!.. ” denilerek korkulan Türkiye neredeydi, şimdiki Türkiye nerede?..
 (PKK’nin illegal başı: Abdullah ÖCALAN ve BARZANİ,… ile bizzat Türk Hükümeti, görüşmeler yapmıştı. Bütün bunlar sebebiyle Erdoğan, bizzat tek yetkili olarak, , kargayı besleyip, karnını doyurduktan sonra, verdikleri bu tavizlerle sırtını sevazlarken, Türkiye’nin gözlerini oyduruyorlardı!..
Teröristler ve bunları destekleyen siyasî uzantıları, bizzat iktidardan aldıkları bu güç ve tavizlerle terörü, şehir ve ilçelere taşıyıp daha da şiddetlendirerek (Diyarbakır, Silopi, Şırnak, Ankara, İstanbul) toplu katliamlara giriştiler. Siyasal terör örgütünün resmî ve gayri resmi  elemanları, ülkede “Bağımsız bir Kürdistan” kurmak için hemem her şeyi hazır hale getirmişlerdi. Eyaletler, bağımsız güvenlik teşkilatı, vergi memurları, belediyeler ve bunların eş başkanları ve burada “Bağımsız Kürdistan” için çalışan elemanlar…
2015 yılına gelindiğinde, bunlar ve partileri, meşru olarak siyasî faaliyetlerine devam eden, yıların milliyetçi partisi MHP’den daha fazla oy alarak TBMM’sine seksen ‘80’ miilletvekili yolluyordu…
Hükümet edenlerin, ayrılıkçı Kürtler ve onun taşeron örgütlerine sağladığı: “Bakanlık Koltukları ve kadrolar”, “Açılım”, “Mutabakat”, “Akil Adamlar Heyeti” FETO, …vb. arkalarının sıvazlanması, bu illegal örgüt ve onun siyasal temsilcileri ve elemanlarına gösterilen tavizkar tutum, ülke içinde, terörün  hortlamasına yardım edecekti… Böylece bu örgüt ve elemanları bölgelerde yaşayan halkı canından bezdirip, göçe, evini barkını, şehir ve ilçesini terke zorlayıp, şiddet, cebir ve zorbalıkla doğu bölgemizde bir “Kürdistan Devleti Kurma” hayali taşıyanlara yardım edecekti…
Gül ve Erdoğan, ABD’nin kendilerine sunulan planın gerisini, FETO ile kandırıldığında; PKK, YPG, İŞİD … ve Açılım Süreci” ile aldatıldığında anlamış; fakat iş işten çoktan geçmişti…
Erdoğan aldatılmamıştı!.. Bizzat kendi adamları ve iktidara taşıdıkları, ince eleyip sık dokuyarak; ve gerçek milliyetçi vatanseverleri de görevlerinden, makam ve mevklerinden alarak; belkide hayal bile edemedikleri makam ve mevkilere getirdiği, ekmek verdiği: “Ne istediler de vermedik?..”lerince aldatımış, aldanmış, kandırılmıştı!.. Yetmedi! Bizzat özene bezene, kılı kırk yararak seçtiği ve adına  ‘Akil İnsanlar’  adını verdiği, devletin parası ile bölge bölge dolaştırdığı kişiler dahi bu konuda Erdoğan’ı uyarmamışlardı. İkaz etmemişler; doğru bulduklarını, gördüklerini, dinlediklerini, gerçekleri söylememişler, iktidara yaranmak için, delik kayığa su taşıyan raporlarıyla bu aldatılmaya eşlik etmişlerdi. O bunun farkına vardığında  “Allah beni affetsin!..” diyordu.

Orduda yapılan: “Sarıkız, Balyoz, Ergenekon, …vb.” Kozmik Oda operasyonlarıyla ordunun omurgasını kırılmış, Türk ordusu dağıtılmış, devletin en uç noktalarındaki bürokratları kızağa çekilmiş, Müşavir, Araştırmacı kadrolarına itilerek, bankamatik memurluğuna mecbur edilerek devletin hafızası yok edilmişti. Bu da yetmeyerek, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa da bir operasyon yapılmış, Bakanlıklardaki İşleyiş Sistemi (Tüccar ve Müşteri İlişkileri Şeklinde) değiştirilmişti.
15 Temmuz 2015 Darbesi’nin gerçekleştirilmesi ile devlet giderek zayıfladı. FETO sanığı olarak görevden alınan Asker, Polis, Öğretmen, Öğretim Görevlisi, Sağlık ve Diğer Kamu Çalışanlarının sayıları bir milyonu (1.000.000) buluyordu.
Sadece 2018’in ilk ayında tutuklananların sayısı elli bin (50.000) civarındaydı. Türkiye Cumhuriyeti hafızası felç oldu. Kozmik Oda ele geçirildi ve devlete ait gizli bilgiler deşifre olarak dış istihbaratlar, teröristler ve rakip devletlerin eline geçti.
Hükümet ederek ve ‘Her Türdeki Tam Yetki’ ile donatılmış, hak ve hukuk tanımayan: “Efendim elimizde arama yetkisi yok!” diyen polise: “Emrediyorum! Kapıyı kırın ve içeri girin!.. Ben savcıdan yarın karar çıkarttırırım!..” diyebilecek kadar, adalet tanımaz, yetkililer, düştükleri hataların günahını karşıdakilere yükleyerek, zeytin yağı misâli su yüzüne çıkmayı da başarmışlardır…
FETO(Ne istediler de vermedik?), PKK(Açılım Süreci), PYD(Irak’ta Süleyman Şah Türbesini taşımalarına gözcülük ettirme), İŞİD(Yaralıların getirtilip, bizzat devlet hastanelerinde ameliyata alınıp tedavi ettirme), YPD ve PYD’ye(Topraklarımızdan geçiş İzni)  ile yapılan bütün yanlışları, yandaş medya vasıtasıyla kapatmayı başardılar.
Bugün: “Teröristlerle yan yana duranlar teröristtir!..” diyorlar… Geçmişe gidip basına yansıyan TV kameralarını, videoları, gazete manşetlerine bir göz atınca:
Kimlerin ülkede 56 kez bayrak indiren teröristi durdurmak isteyen Mehmetçiğe, emir vererek yapılacak operasyonu durdurduğu;
Dağlara süs ve askerlerimize güven vermek için kazılan Türk bayraklarını kazıttıklarını;
“Ne mutlu Türk’üm diyene!” Yazılarını sildirdikleri,
Atatürk Posterlerini okullardan ve resmî dairelerden kaldırttıklarını,
Okul bahçesinde ve şehir merkezlerinde bulunan Atatürk heykellerinin üstüne yağlı boya veya kireç döktükleri;
Şehir stadyumlarından Atatürk adını sildirdikleri;
Türk bayrağının rengini ve şeklini tartışmaya açarak kaldırmak istedikleri;
İstiklâl Marşı söylenirken, ayağa kalkmayarak Türk vatanına ve milletine saygısızlık ettikleri;
Resmî açılışların çoğunda İstiklâl Marşı söylemediklerini;  
“Andımız” ı kaldırttıklarını;
İstiklâl Marşı’nı kaldırmak istediklerini;
Ordu komutanlarına operasyon yaptırtmayarak, tereöristlerle yan yana durarak kameralara ve fotoğraf objektiflerine poz verdiklerini, eğer kör değillerse göreceklerdir…
Bizim en büyük reformumuz Cumhuriyet devleti ile halkı yüzleştirdik diyen yüzsüzleri;
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin adına cephe aldıkları ve değiştirmeye kalktıklarını, akıldan yoksun değillerse göreceklerdir;
Kimlerin, teröristlerle yanak yanağa öpüştükleri, el ele sıkışıp tutuştukları;
Diz dize şarkılar söyleyip coştukları;
Kimlerin, kardeş bayrağını kaldırıp, teröristlerin bayrağını  astıklarını;
Habur Kapıları’nda kimlerin nasıl karşılandığı;
Dolmabahçe, Kandil, Helsinki, İmralı …vb. kimlerle el sıkışıldığı,
Diyarbakır’da kimlerle, Kürtçe şarkılar eşliğinde oyunlara durulduğu, eşlik edildiği,
“Türk diye bir ırk yoktur!”
“AKP sayesinde Türk olmaktan kurtulduk!..”
FETO için Türkçe Olimpiyatlarında nağmeler dizip: “Beraber Yürüdük Bu Yollarda türküsü eşliğinde, Şu vatan toprakları hasreti içerisinde olanlar”rı aramızda görmek istiyoruz. Bu sıla hasreti bitmelidir. Bitsin istiyoruz. Bitsin bu hasret diyelim!.. Gurbeti bir kenara, hasreti bir kenara bırakalım diyorum!”
“Muhterem Hoca Efendi on iki (12) seneden beri Türkiye’nin dışında. Haksız bir şekilde ülkesinden hicrete mecbur edildi. On iki senedir hakkında yapılmadık iftira kalmadı. Medyası, siyasileri, bir takım çıkar odakları, bir takım Türkiye’nin karışmasında fayda ve menfaat umanlar, Hoca Efendi’yi hep kötülediler. Hep yanışıolduğunu söylediler. Hep bağlantılarını araştırdılar. O da on iki senedir hüzünlü gurbeti tercih eti.
Arkadaşlar bu kişi hakkında onlarca beraat kararı var!.. Gelebilir. Aramızda olabilir. Hayatının bundan sonraki dönemini Türkiye de geçirebilir; ama bakın o ne yapıyor. O şunu yapıyor: Benim Türkiye’ye girmeme bir engel yok!.. Beraat kararları var. Olaki birileri benim gelmemle Türkiye’yi karıştırmak isteyebilir. Türkiye’ye zarar vermek isteyebilir. İşte ben müsbet  hareket ediyorum.Türkiye’nin karışmasındansa İnsanların yanlışa sapmasından da insanların birbirlerini kötülemesindense çok sevdiğim vatanımdan uzakta kalmayı tercih ediyorum ve müsbet hareketi ihdas ediyorum Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü istiyorum.” Diyor…
Hoca Efendi yarın uçağa binip Türkiye’ye geldiğinde hakkında bin bir türlü iftira yapanlar olacak…” diye alkışlarla Türkiye’ye seslenenlerin de kimler olduğunu unutmamıştır…
Terörist başı APO’yu İmralı’da Doktorlar kontrolünde, Padişahlar gibi yaşatığı konusunda, hafızalarımız tazeleyecektir!..

DÜN, hafızalarımız tazeliğini korurken maceradan maceraya sürüklenen ülkenin on yedi(18) yılda tek elden idare ile bu hale getirenler, bugün “Demokrasi Kahramanı” gibi karşımıza geçmişler, aklımızla dalga geçiyorlar…
On yedi yıl önceki Türkiye ile şimdiki Yeni Türkiye’de neler değiştiğini ve nelerin değişebileceğini görmemek için kör olmak mı gerekiyor?..
On sekiz yıl önceki “Dokunulamaz!..” denilerek korkulan Türkiye neredeydi, şimdiki Türkiye nerede?.. 
Bilindiği gibi Dr.Devlet BAHÇELİ’nin çizgisinde bir değişiklik yok! Söylediği aynı, düşünüş ve fikirleri aynı; fakat karşısında yüzde yüz değişmiş bir Erdoğan var!..
Şöyle ki:
Tayyip ERDOĞAN: PKK ile mücadele etmiyor ona “Çözüm Süreci” üretiyor ve “Açılım” yapıyordu.
Devlet BAHÇELİ: Buna şiddetle karşıydı. Bugün de karşı. Duruşunda değişklik yok!
Tayyip ERDOĞAN: “Kandil”, “Helsinki”, “Dolmabahçe Sarayı”, “İmralı” gibi yerlerde teröristlerin önde gelen ele başları ve siyasî temsilcileri ile görüşüyor, “Mütabakatlar” yapıyordu.
Devlet BAHÇELİ: Buna şiddetle karşıydı. Bugün de karşı. Duruşunda değişklik yok!
Tayyip ERDOĞAN: Terör örgütlerine yapılması gerek yaklaşık beş yüze(500) yakın operasyonu durduruyor; ve terör örgütlerinin ilçe ve şehirlerde yeniden örgütlenmesine ve yerleşerek buralarda alan işgal etmesine karşı, alınmak istenen tedbir ve operasyonları engelliyordu…

Devlet BAHÇELİ: Bütün bunlara şiddetle karşıydı. Bugün de karşı. Duruşunda değişklik yok!
Devlet BAHÇELİ: “Ülkede tek terörist kalmayıncaya kadar operasyonlar devam etmeli, teröristlerin kökü kazınmalı!..” diyordu…
Bugün gelinen noktada Devlet BAHÇELİ’de tek bir değişiklik yok; fakat Tayyip ERDOĞAN, eski düşüncesinden üç yüz atmış derece dönüş yapmıştır…
Erdoğan, bu görüşünde sabit kalır, sözlerinin arkasında sürekli durur mu, yoksa 2019 seçimlerine yatırım mı yapıyor?..
Geçmiş geleceğimize ışık tutmaktadır!..
“Tarihi  ‘TEKERRÜR!’ diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı tarih, tekerrür ömü ederdi?..” M.A.Ersoy
On sekiz(18) yılda, yaklaşık elli yedi/57) devlet ve komşularımızla kurulan iyi niyet ve bunun akabinde gelişen vize uygulamalarının kaldırılması, Irak, Suriye, Mısır, Libya, Rusya…vb. devlet başkanları ile geliştirilen süper gelişmeler ve sonra tamamen tersine dönen ve yaz boz tahtasına dönerek bozulan ilişkiler ve kötü giden dış siyaset…
Devlet BAHÇELİ’nin çizgisine gelerek Devlet BAHÇELİ’yi arkasına alan ERDOĞAN yine büyük oyun peşinde midir? Geçmişe bakarak söyleyebiliriz ki bu defa yanılma sırası Devlet BAHÇELİ’dir…
Recep Tayyip ERDOĞAN’ın Cumhurbaşkanlığını meşrulaştıran BAHÇELİ, 2019 yılına kadar Cumhurbaşkanlığı Devlet Sistemi’nin arkasında olacağını beyan ediyor… Recep Tayyip ERDOĞAN’ın Cumhurbaşkanlığını kayıtsız şartsız destekleyeceğini ilânen duyuruyor.
Devlet BAHÇELİ’nin on sekiz yıl boyunca etrafımızda ve Türkiye’de yaşanılan ve halka yaşatılanları, Erdoğan için basına yasıyan kendi sözlerini ve Erdoğan’ın ağza alınmayacak derecede yenmez, yutulmaz BAHÇELİ ve ÜLKÜLER için sarfettiği sözleri her iki taraf da unutmuş mudur ki?!..   
Devlet BAHÇELİ’nin, Erdoğan’ın ülkeyi getirdiği bugünkü durumu, ülkenin talanını, kamu arazileri, kamu kurumları, ülkenin omurgasını kırıp Türkiye’yi dışarıda ve içeride kenndi zengin ettiği patronlara diz çöker hale getirdiğini; ve yaşanan maddî ve manevî değerler çöküşünü, yalan, dolan ve emeksiz zengin olma kolaycılığı zihniyetini, bugünkü Türkiye’deki kayıp ve kazançları görmesini arzu ederiz…
Şimdi bunların hepsi yeni, sinsi ve tilkice bir kılıflanmış kamuflaş örtüsü “Milî ve Yerli Murabakat” örtüsünün altına gizlenebilirler mi?..  Halk bunlara yine kanar mı?..
Peygamberimiz: Dağın yerinden oynadığını duyarsanız inanın; fakat bir kişinin huyunun değiştiğini duyarsanız inanmayın; çünkü o yine fıtratındaki şeye döner!..” demiş.
KAYNAKLAR:
1.      https://youtu.be/_97ux26E
2. http://cahilfilozof.com/son-dakika.tum-dünya-sokta-dunya-bu-video-yu-konuşuyor-silinmeden-izle-paylaş
3.      http://google.com.trq=Mübarek+özledik+seni+feto+
4.      Mübarek özledik seni Feto videoları
5.      Mehmet-yıldız-feto-video-yükle-video          
6.      https://www.youtube.com/watch?v=FCG7PXZDwHo
7.      https://www.youtube.com/watch?v=OlhevGf-jZk
8.       ://www.youtube.com/watch?v=OlhevGf-jZk
9. https://sorularlaislamiyet.com/dagin-yerinden-oynadigini-duyarsaniz-inanin-fakat-bir-kisinin-huyunun-degistigini-duyarsaniz
10.https://www.google.com.tr/search?safe=off&dcr=0&source=hp&ei=FJNZWpWjK5DHwQKB-Jr4DQ&btnG=Ara&q=Peygamberimiz%3A+%E2%80%9C%C5%9Eu+da%C4%9Fa+de%C4%9Fi%C5%9Fti+derseniz+inan%C4%B1r%C4%B1m+da+huylu+huyundan+vaz+ge%C3%A7ti+derseniz+inanmam%21..%E2%80%9D+

12 Aralık 2017 Salı

“MEHMET OKANDAN”, AĞABEYİMİZDİ; Abdullah Çağrı ELGÜN

“MEHMET OKANDAN”,  AĞABEYİMİZDİ
        Abdullah Çağrı ELGÜN
O KANDAN hey, OKANDAN!
Kalmadı hiç o, kandan
Kanat çırptı yürekler,
Gitti Mehmet OKANDAN

OKANDAN’ı aldılar,
Kanadımız kırdılar.
Bir çığ koptu o dağdan,
Kalbimizden vurdular…

OKANDAN bir dağ idi
Yel vurdu dağ eridi 
Yaş döktü gök yürekler. 
OKANDAN Uçmağ erdi

O KANDAN hey, OKANDAN!
Göz, kan ağlar OKANDAN
Dinmez yürek sancımız
Göçtü Mehmet OKANDAN
HAYATI HAKKINDA
1945 yılında Kayseri‘de doğdu.  İlk orta ve liseyi Kayseri’de bitirdi. Adana İktisadi ve Ticarî ilimler Akademisinden mezun olarak Kayseri’de iş hayatına atıldı.
Jandarma Asayiş Vakfı Kurucusu, Üniversite Sanayi Araştırma İşbirliği Vakfı Kurucu Üyesi oldu. Milliyetçi Hareket Partisi, Türk Kültür Derneği, Ülkücü İşçiler Derneği, Kayseri Büyük Ülkü Derneği, Kayseri Türk Ocağı gibi…vb. dernek, parti ve vakıflarda hem kurucu üyelikleri hem de yönetim kurulu üyelikleri ve kimi derneklerde de yöneticilikler yaptı.
İŞ HAYATI:
Çukurova Üniversitesi İktisadi Bilimler Akademisi’ni bitirdikten sonra Kayseri’nin iş merkezi organize sanayinde, imalat ile işe başladı. Belli bir dönem soba imalatı yaptı. Bu işlerin ağır ve aksak yürümesi OKANDAN’a göre değildi. 1995 yılında bu işi bırakarak daha hareketli bir iş olan, tekstil işine girdiğini görüyoruz. Böylece tekstil işinde patron olarak uzun bir süre devam ettikten sonra işleri oğullarına bıraktı.
MHP’den bir çok kez adaylık düşündü ise de bütün teşebbüs ve çabaları boşa çıktı. Bir türlü kısmet olmadı. OKANADAN yine de yılmadı, küsmedi, darılmadı…
1980 İhtilâli döneminde kendisine Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı teklif edildi. Mehmet OKANDAN bu teklifi kabul etmedi.
Sonraki dönemlerde kendi mahallesinden aday oldu. Serçeönü Mahalle Muhtarlığını büyük bir çoğunlukla kazandı. Tek başına girdiği hangi seçim olursa olsun mutlaka kazanırdı. Öyle de oldu. On beş yıl boyunca Serçeönü Mahallesinde, çok başarılı şekilde muhtarlık yaptı.  Yaşasaydı yeniden seçimlere katılır ve yine Kayseri Serçeönü Mahallesi Muhtarı olurdu.  On beş yıl sürdürülen Muhtarlık döneminin bir son baharında 28 Ekim 2015 yılında Büyükşehir Belediye Başkanlığının yaptığı bir toplantı sonunda, daha genç bir yaşta kalp krizi geçirerek hayata gözlerini yumdu.
SOSYAL HAYATI:
Onu 1972-1973’lü yıllarda 27 Mayıs Caddesi üzerinde bulunan Belediye İş Merkezi içerisinde bulunan Türk Kültür Derneğinde tanıdım.  Boylu poslu diğerlerine göre biraz şişman yakışıklı ve babacan tavırlıydı. Tok, gür ve kendinden emin bir ses tonu, hoş, güler yüzlü, müşfik bakışlarıyla, dimdik duran vücudunun heybeti, herkesçe kabul görürdü. Kültür Derneği’nin Mehmet OKANDAN Ağabeyi idi…
Azimli çalışkan ve kararlı bir karakter adamıydı. Davasına ölünceye kadar sadık kalmış, davasını hiçbir şart ve zorda satmamış, değiştirmemiş bir ülkü deviydi…
Sürekli olarak derneğin düzenlediği etkinliklerde firesiz olarak onu görürdüm. Şen şakrak ve sürekli gülen yüzü herkese bir güven telkin ederdi. Babacandı. Sevecen tavırları insanı kendiliğinden ona yaklaştırır, onunla sohbet onunla hasbihal kaçınılmaz olurdu.
Türk Kültür Derneği içerisinde zaman zaman o gür sesiyle gürler. Ufuk açan bilgilendirici, fikirlerini topluluğa aktarır, el kol hareketleri ile konuşmasını tamamlardı. Bazan da haklı ve yerinde   fikirleri ile sert gür çıkışlar yapar, taşı gediğine oturttururdu.
OKANDAN, Türk Ocağı konferanslarındaki tartışmalarda, mülâhazalarda, istişarelerde ve konuşmalarda boy gösterir, gürül gürler, bazen de sert çıkışlar yaparak oradakilerin gönlüne girerdi.
Bazan da bayram merasimlerindeki törenlerde Okandan’ı enönde bayrağı taşırken görürdünüz.
Son zamanlarda siyah bir kalpak edinmişti. Kış günleri kalpağını kafasından çıkardığını hiç görmedim. Sadece Muhtarlık evinde kalpağı çıkarır, geniş cüssesiyle koltuğu olduğu gibi doldurur, misafirlerine ikram ve iltifatlarda bulunmadan edemezdi. Kültür etkinliklerindeki bayramlaşmalarda o güçlü kolları ile sizi kucakladığında öyle bir sarsardı ki yer yerinden oynuyor sanırdınız.
Onunla ayrı bir muhabbetimiz ve karşılıklı devam eden sevgimiz vardı. O, ülkücülerin Mehmet OKANDAN Ağabeyiydi…
Bir gün Ankara’dan geldiğimde ona uğradım. Hava karlı ve kış ortasıydı. Selam verip içeri girdim. Beni görünce birden bire şaşırdı ve yerinden doğrulmak istedi. “Hoş geldin Ağam!” dedi. Koltuğunda iki büklüm olmuş oturuyordu. “Ne bu hal Ağabey?”, “Kurtlar artık yaşlanıyor mu?.” dedim.
 “Çok acıyor!..” dedi. Meğer beli ağrıyormuş. Birçok doktora gitmiş ağrısını hafifletememişlerdi. Bu ağrılı haliyle bile koltuğunda çalışmasına devam ediyordu. “Biraz mola ver, git evde dinlen.” dedim. “Vatandaşın acısı benden fazla!..” dedi.
İdealist insandı. MHP’sinden her idealist ülkücü gibi bir dönem aday olmak istedi; fakat çeşitli alavere dalaverelerle geçiştirilmesi onu girişiminden vazgeçirse de davasından vazgeçiremedi. Harekete, inandıklarına ve idealizmine küstürmedi..
Ölünceye kadar da idealinden ayrılmadan, kimseye küsmeden, kinlenmeden yılmadan, yorulmadan Hak bildiği yolda yoluna devam etti.
SİYASΠ HAYATI:

1969’Adana’da yapılan Kongre ile Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nin (CKMP) adı değiştirilerek Milliyetçi Hareket Partisi adını almıştı. Amblemi üç hilâl olarak değiştirildi.  MHP’nin gençlik kolları olan ve Ülkü Ocakları için de hilâl içinde Bozkurt amblemi kabul edilmişti. Böylece Ülkücülerin MHP macerası da başlamış oluyordu.
Mehmet OKANDAN: MHP, ÜGD, BÜD, ÜLKÜ BİR, POL BİR, MİSK…vb. kuruluşlarda kader birliği, gönül birliği yaptığı çok çok ülküdaşları vardı. O dönemlerde OKANDAN zaten milliyetçi bir delikanlı idi. O idealle yetişmiş, o idealle üniversiteye gitmiş ve o idealle bitirmişti. Vatana millete bu yolda hizmet etmek istiyordu. Siyasî tercihi de MHP olacaktı. 
MHP’NİN KURULUŞ MACERASI:  
MHP, 1969’larda Adana’da yapılan kongreyle Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nin adını değiştirerek, Milliyetçi Hareket Partisi yaptı. Büyük kongreden sonra partinin logosu üç hilal olarak değiştirildi. MHP’nin gençlik kolları olan ve şu an faaliyetlerine devam eden Ülkü Ocakları için Hilal içinde bozkurt amblemi belirlendi. Böylece, Milliyetçi Hareket Partisi’nin tarihi serüveni başlamış oldu.
MHP’NİN  İLK MİLLET VEKİLLERİ:  
MHP, 1969 ve 1973 genel seçimlerinde çok büyük başarılara imza attı. 1965 seçimlerinde MHP %2,2 oy alarak 11 milletvekili çıkardı. Alparslan Türkeş, Adana'dan milletvekili seçilerek 1973'e kadar TBMM’de MHP’yi tek başına temsil etti. Ancak 1973 seçimlerinde 3 milletvekiliyle meclise giren MHP, 1 Nisan 1975'te 1. Milliyetçi Cephe Hükümeti 'ne girdi. 22 Temmuz 1977'de oy oranını %3.4’ten, % 6.4’e çıktı. 2. Milliyetçi Cephe Hükümeti ise biri başbakan yardımcılığı olmak üzere 5 bakanlıkla temsil edildi. Böylece MHP, büyük bir atılımda bulundu. Alparslan Türkeş, bu dönemlerde "Başbuğ" olarak nitelendiriliyordu. Türkeş, MHP, ÜGD, MİSK ve POL-BİR kuruluşlarıyla teşkilatlanmaya başladı. Birçok ülkücü 1970'lerdeki çatışmalarda sol görüşlü Komünistler tarafından öldürüldü.
GEÇMİŞTEN BUGÜNE MHP

Ankara’da Öğretmen Okulu öğrencisi Ülkücü Dursun ÖNKUZU’nun üç gün boyunca işkence edildikten sonra 23 Kasım 1970 tarihinde şehit edildi. Ülkücü gazeteci, yazar ve milletvekili İLHAN DARENDELİOĞLU, Milletvekili ve dillere destan Gümrük ve Tekel Bakanı Gün SAZAK ve MHP İstanbul İl Başkanı Recep HAŞATLI ve oğlu da aynı şehadeti yaşadı. Komünist örgütlerin düzenlediği saldırılarda şehit düşürülen bu kıymetli şahısların öldürülmesi ortalığı hareketlendirdi. Böylece Türkiye’de hem siyaset hem de gençlik meydanları hareketlenmeye başladı.
ÜLKÜ OCAKLARI  ve MHP
Milliyetçi Hareket Partisi, 1975'ten, 12 Eylül Darbesine kadar yaşanan terör olaylarında, Ülkü Ocakları MHP ile ilişkilendirildi ve suçlandı. “Bozkurtlar” veya "komando" olarak nitelenen gençler ile Komünist militanlar çatıştı. Bunu takip eden günlerde bu olaylar, birçok haber ve makale kaynaklarında, Türkiye’nin ülkesi ve milleti ile bir iç savaşa sürüklendiği şeklinde yorumlandı.
12 Eylül’de Kenan Evren Darbesi’yle birlikte askerler darbeden sonraki bildirilerinde en çok buna vurgu yaptılar. Ülkücü hareketin tarihi serüveni 1980 tarihine kadar böyle devam etti. Milliyetçi Ülkücü Hareket’te 12 Eylül öncesi ve sonrası olarak ikiye ayrıldığında maddî  manevî ve siyasî cephesinde 12 Eylül ile birlikte ve sonrasında birçok husus değişti. Ülkücü hareketin büyük kayıpları oldu. 12 Eylül Darbesiyle birlikte, istisnalar haricinde MHP ve Ülkü Ocaklarının hemen hemen bütün yöneticileri cezaevlerine dolduruldu.Ülkücü Hareketin 1991 tarihine kadar mağduriyeti olağanüstü şekilde devam etti. Sonrasında ise toparlanma çalışmaları… Aslında Ülkücü hareket, Siyasi olarak bu raddeden sonra siyasal ve sayısal anlamda çok güçlendi. Ancak ideolojik açıdan bir o kadar zayıfladı.
12 EYLÜL 1980 DARBESİ
12 Eylül 1980 Kenan Evren Darbesinden sonra tüm siyasi partiler kapatılmıştı. 1983 yılında yeni siyasal partiler kurulmasına izin verildi. MHP, Mehmet PAMAK tarafından oluşturulan Muhafazakâr Parti ile temsil edildi. 1985 yılında, Muhafazakar Parti ismi Milliyetçi Çalışma Partisi olarak değiştirildi. 1987 tarihinde referandumun ardından yasaklar kalktı. MHP’nin lideri Alparslan Türkeş, nihayet siyasî hayata dönerek, MÇP’nin genel başkanı oldu. 27 Aralık 1992'de, 1979 yılındaki delegeleriyle toplanan MÇP Kurultayı,  MÇP’yi feshederek, 24 Ocak 1993 tarihinde olağanüstü kongreyle partinin adını MHP olarak değiştirildi. MHP ve ülkücü Hareketin tarihi serüveni hiçbir partiye benzemezdi. Ülkücü hareket, çilelerle, göz yaşlarıyla yoğurulmuş Türkiye’nin ve Türk dünyasının en büyük aksiyon hareketiydi.
MHP, Aralık 1995 genel seçimlerinde % 8.2 oy aldı. % 10’luk seçim barajını aşamadığı için milletvekili çıkarması mümkün olmadı. MHP Lideri Alparslan Türkeş'in hayatını kaybetmesinden sonra 6 Temmuz 1997’de MHP olağanüstü kurultayı toplandı. Merhum Türkeş’in oğlu Tuğrul Türkeş ve sağlığında Alparslan Türkeş’in yanından hiç ayrılmayan Devlet Bahçeli arasında çok çetin seçim yarışı başladı. Devlet Bahçeli seçimi kazanarak Milliyetçi Hareket Partisi’nin yeni genel başkanı oldu. Tam bu sırada Mehmet OKANDAN’da MHP başkanı Sn. Dr. Devlet BAHÇELİ’yi Kayserili iş adamları ve sanayicilerle tanıştırdı. MHP’nin Kayseri’de yapılanmasında maddî ve manevi büyük katkılar sağladı; fakat sn. BAHÇELİ, MHP’nin başına geçtiği günden itibaren geçen 20 yıllık süre ve dönemde, partisini ve ülkücüleri iktidara taşıyamadı, ve gerçek bir varlık gösteremedi…
SN. DR. DEVLET BAHÇELİ ile 1999 TÜRKİYE GENEL SEÇİMLERİ
MHP, 1999 Türkiye Genel Seçimleri’nde % 17.98 oy alarak patlama yarattı. MHP, en çok oy alan ikinci ve 129 milletvekili çıkaran bir parti oldu. DSP-ANAP-MHP koalisyonunu kuruldu. MHP, biri başbakan yardımcılığı olmak üzere 12 bakanlık aldı.
MHP iktidar partisi iken kendi yetişmiş kadrolarını uygun birimlerde değerlendirmek şöyle dursun Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin aldığı seçim kararı ile 3 Kasım’da erken seçime gidildi. 2002 yılında sn. Dr. Devlet Bahçeli Başbakan yardımcısı ve uhtesinde bulunan bakanlıkların tamamında onlarca Müşteşarlık, Müşteşar Yardımcılıkları, Genel Müdürlük, Genel Müdür Yardımcılıkları, Daire Başkanmlıkları ve Şube Müdürlüklerinin tamamına yakınını kendi kadrosu ile doldurması beklenenirken, bu kadrolar boş olduğu halde doldurulmadan ve kendisine teklif edilen ve yüz yılda belki de bir defa gelebilecek fırsatları(Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık) elinin tersi ile iterek seçime gidildi.  
2002 Türkiye genel seçimleri MHP için hüsran oldu. %8.3'e düşen MHP parlamentoya giremedi. Kadrolar BAHÇELİ ve ekibine kırıldı. Hüsrana uğradı ve bunu seçimde oyunu boş atarak partisini cezalandırdı…
2007 Türkiye Genel Seçimleri’nde MHP %14.29 oy aldı. 71 milletvekili ile mecliste grubunu kurdu. Yerel seçimlerde ise MHP, biri büyükşehir olmak üzere 10 ilin belediye başkanlığını aldı. Toplamda da 490 belediye başkanlığı kazandı.
2011 Türkiye Genel Seçimleri’nde %14,27 oy alarak ve mecliste 53 milletvekilliği kazanarak meclise girdi. MHP, Haziran
2015, 7 Haziran Türkiye Genel Seçimleri’nde %16,29 oy aldı. 80 milletvekilliği kazandı. TBMM’de yeniden grubunu kurdu. Bu seçimlerde sn. Dr. Devlet BAHÇELİ’nin seçmenini hüsrana uğrattığını söylemek doğru olur. Seçmenin Başbakanlık beklentisi ve Devlet BAHÇELİ’nin bunu kabul etmemesi ile yeniden erken seçime sürüklenen seçmen, bunu da affetmedi ve MHP, %11.94 oy ile yine cezalandırdı; fakat anlayan yine olmadı… Millet vekili sayısı yarı yarıya düşürerek kırka (40) indi…
İşte bu son yenilgi,  parti içerisinde olağanüstü kongre isteklerine ve başkaldırıları da beraberinde getirdi. Başkanı değiştirme düşüncesi, başkan adaylarının artmasına, MHP’nin parçalanma ve bölünmesine yol açtı …
MHP ve 2015 TÜRKİYE GENEL SEÇİMLERİ
Bir iktisat doktoru olan Devlet BAHÇELİ, MHP’yi adeta iktidar yapmamak için direniyor, iktidarı döneminde doldurması gereken kadroları boş bırakıyor, ülkücülerin kadrolaşmasına ve iktidarı kontrol etmesine izin vermiyordu…
2015 seçimlerinde de MHP girdiği seçimlerde seçmenlerinin beklentilerinin çok altında oy aldı… Böylece MHP’de kurultay çağrıları ve sesleri yükselmeye başladı. Kurultay seslerinin her geçen gün artmasıyla birlikte adaylar Dr, Devlet BAHÇELİ, Tuğrul TÜRKEŞ’ten sonra da MHP’de liderlik yarışı başlattı. Dr. Seyfi ŞAHİN, Dr. Mesut TÜRKER, Aytekin YILDIRIM, Ramiz ONGUN, Taner ÜNAL, Süleyman Sırrı SAZAK, Sinan OĞAN, Koray AYDIN, Ümit ÖZDAĞ, Meral AKŞENER gibi MHP’yi iktidar yapmak isteyen başkan adayları ortaya çıktı.
Böylece, MHP'de 547 delege, olağanüstü kurultay taleplerini Milliyetçi Hareket Partisine iletti. Meral Akşener, Sinan Oğan, Koray Aydın, Ümit ÖZDAĞ;  MHP Genel başkan adayı olduklarını  açıkladılar.
MHP genel başkanı Devlet BAHÇELİ, yaptığı açıklamayla kurultay çağrılarını reddetti. BAHÇELİ; kurultay tarihi olarak 18 Mart 2018 tarihini gösterdi. BAHÇELİ muhalifleri "Kurultay Çağrı Heyeti" oluşturarak, MHP’nin olağanüstü kurultaya götürülmesi talebiyle Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açtı. MHP Genel başkan adaylığını ifşa eden altı muhalif adayın katılımıyla, MHP’nin 6.Olağanüstü Büyük Kongresi toplanarak Tüzük kurultayını yaptı. Kongrede partinin tüzüğündeki 13. madde yenilendi. Nihayet 15 Temmuz darbe girişimine kadar Meral AKŞENER, Sinan OĞAN ve Koray AYDIN Türkiye’de en çok konuşulanlar arasındaydı.
15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ise Türkiye’nin gündemi tamamen farklılaştı. Her ne kadar muhalif adaylar, kongre tarihi gibi 15 Temmuz öncesi çok konuşulan hususlar gündem dışında kalmışsa da MHP Türkiye gündeminin tam ortasına düşerek konuşulmaya devam etti. 15 Temmuz’un sıcak havasından sonra yeniden muhalif adaylar ses getirmeye çalışsa da Türkiye’nin içinde bulunduğu durum ve daha baskın gelen gündemler muhalifleri gölgede bıraktı. Bugün geldiğimiz noktada MHP, Evet- Hayır noktasında daha fazla bölünmüştür. Tabandan yükselen farklı sesler MHP üst yönetimin otoritesini sarstı.
KAYSERİ’de MHP ve MEHMET OKANDAN
Kayseri’inin bütün ekabili, zengin ve iş adamları ve varlıklı aileleri, o günlerde MHP’li veya MHP sempatizanı olduğunu söylemek yerinde olur. Bunların yanında yerlisi olmadıkları halde şehrin sayılı bazı  isimlerini de unutmamak gerekir.
İbrahim ÖZBEKARLAR, Mehmet KIZIKLI, ÖZBIYIKLAR, ÇARŞIBAŞILAR, BAŞKALLAR, GERÇELLER, Nevzat TÜRKTEN, Mustafa ÖZTÜRK, Halit ERKİLETLİOĞLU, Hasan Sami BOLAT, Hacı Ali ŞAPÇI, Faruk ÇARÇIBAŞI, Zeynel TİMUR, Muzaffer TOK, Hüseyin CÖMERT, Nafiz AĞCA, İsmail BOZKURT, Bekir ADIYAMAN, Alim GERÇEL, Hasan Ali KİLCI, Osman USLU, Celâl TOPRAK, Galip AYATA, Mehmet KILINCER, Ali KARGI, Ali Şahin FEVZİOĞLU, Günay ARTUNER, Metin SOYLU, Cemal OĞUZKAN, Cemal AÇIKGÖZ, Kamil KANTARCI, Zeki CEREN ve kardeşleri, Hamza AVŞAROĞLU ve kardeşleri, Yılmaz KUZUGÜDENLİOĞLU, Metin ÖNEN, Veli KILIÇ, Burhan KARAMUSTAFAOĞLU, Ahmet DARENDELİOĞLU, Mehmet YILMAZ,  İbrahim SUNGUR ve kardeşleri, Bekir ALP, Ziya KARACA, Salim KARAKOÇ, Haluk SEZEROĞLU, Eftal Emre, Ahmet AYER, Köksal AKÇALI, Tuğrul KOÇER, Orhan KÖKSAL, Orhan AKŞİT, Abdullah Çağrı ELGÜN, Kenan YAVAN, Ertuğrul YALÇIN, Erdoğan TANRIÖVEN, Aydın ÇETİNKAYA, Emir BOSTAN, Mustafa GÖRÜLYILMAZ, Mustafa ACAR, Cengiz KURT, Mustafa TEKİN,…vb. ismini burada zikredemediğim onlarca kişi ve onlarca şahsiyet... O günkü MHP veya Ülkü Ocağı saflarında bulunan ak pak, pırıl pırıl genç ve dinamik insanlardı.
Bu öyle bir teşkilattı ki bu saydıklarımdan birinin burnu kanasa hepsinin burnu kanar ve bir birinden haberdar olurlardı. Samimiyet, bağlılık, sadakat ve dürüstlük bu sağlam ruhlu ve sağlam karakterli insanlara özgüydü…
Sayılar azdı; fakat Çin Seddi yeniden fethedilecek olsaydı bu yağız ve gözü kara neferlerle yeniden fethedilebilirdi. Nihayet seçimler sonrasında Gün SAZAK’ın BAKANLIĞI dönemi bu söylediklerimin canlı birer şahidi ve delilidir.
SON SÖZ:
Mehmet OKANDAN, Kayseri’nin yerli aileleri arasında mal mülk ve varlıklılık bakımından hatırı sayılır zenginlerindendi. Şaşılacak bir mal ve mülk zenginliği içinde mütevazi bir hayat yaşadı. Eli açık ve bonker bir kişilik sahibiydi. Kendi işleri ve mutluluğundan ziyade başkalarının mutluluğu için koşturan müthiş bir hayırseverdi.
Sanayi’de Türkiye’nin dün ve bugün de önde marka bakımından önde gelen fabrikanın sahibi ve ortakları arasındaydı. Fabrikasında çalışan hemen herkesi ev sahibi yapmıştı.
Sosyal yönü çok gelişmiş bir insandı. İyi, adil bir arabulucuydu. Çevresindeki hemen herkese kucak açmış yardım severlik abidesiydi. Ölürken bile en az yüz kişiden alacağı olan bir insandı. Alacaklılardan asla para pul istemez getirirlerse: “İhtiyacın varsa dursun!” derdi. Kimseye karşı nefsi bir kinini ne duyan ne de söyleyene rastlamadım.
MHP’nin vitrininde yanlış adamlar olmasın diye arkadaşları gibi o da birkaç kez aday olmuş partisi ve idealine hizmetten geri durmamıştı …
Emir BOSTANCI:  “Morgda olan bedenini yıkatmağa gittiğimizde, yüzündeki tebessüm hâlâ eksilmemiş, sanki yeniden gençleşmiş ve güzelleşmişti.” Diye naklediyor.  “Nasıl yaşarsanız öylece haşredilirsiniz.” Meşhur hadisi herhalde bunun için söylenmiş olsa gerektir…
 Siyasete girdiğinde Kayseri’de her dört kişiden üçü ya onun tanıdığı veya akrabalarından biriydi. Bu sebepledir ki hiçbir düğünü ve cenazeyi kaçırmamağa büyük özen gösterirdi. Kayseri’deki Organize Sanayisinin kuruluşunda ve arsalarının tedarikinde sayılamayacak kadar emeği olduğu inkar götürmez bir gerçektir.
Oğlu Kağan OKANDAN: Son olarak bulunduğu görevi Serçeönü Mahallesi Muhtarlığıydı. Nikah kıyar, evlenmek isteyen, eşiyle ailesiyle, eviyle arası bozuk olup düzeltmek isteyen, iş ortakları ile problemi olup çözdürmek isteyen, iş arayan, iş bulmak isteyen,  aç olan, açıkta kalan, yardım talep eden, herkes muhtarlıkta buluşurdu. O aynı zamanda adil bir arabulucuydu…
Mehmet OKANDAN, her yaptığı işten büyük bir haz alır asla gocunmazdı. Toplumun bir bakıma mıknatısı, çimentosu, harcı görevini üstlenmişti. İnsanları barıştırıp kaynaştırmada, babacan tavrı ve hareketleri gülen çehresiyle ondan daha iyisi yoktu…
İş hayatında, Cemiyet hayatında hep yardım, hizmet odaklı, madden, manen, ihtiyacı olanın yanında görülmüştür.
Babası olmayana baba, kardeşi olmayana kardeş, olma hizmetinden bir an geri durmamıştır.
Ölümünden sonra anladık ki muhtarlığı Allah ömrünün son günlerinde MEHMET OKANDAN’ın insanlara daha fazla yardım edebilmesi için on beş (15) yıl süre ile gerçek ihtiyaç sahiplerini belirleyebilmesi için nasip etmiş. 28 Ekim 2015’te bir Sonbahar mevsimi gibi bu hayattan öbür hayata göçüp gitti.
Ruhu şad, mekanı Cennet olsun. Rahmet ve minnetle yaddediyorum.
KAYNAKLAR:
1)Mehmet OKANDAN’ın oğlu: Kağan OKANDAN, belge, bilgi ve fotoğraflar.
2)http://www.milliyet.com.tr/serceonu-mahalle-muhtari-mehmet-okandan-kayseri-yerelhaber-1039091/
3)https://www.facebook.com/serceonumuhtarligi/
4)Kapsam Haberi: http://www.kapsamhaber.com/mhp/mhp-ne-zaman-kuruldu-gecmisten-gunumuze-tum-detaylari-ile-mhp-h38982.html 
5)http://www.mhp.org.